16 Aralık 2012 Pazar

Eski sevgililerime selam olsun... Hepimizin canı sağolsun...

açtım sosyal medya uzerınden yıne sayfalarına, fotograflarına göz attım. Baktım sadece baktım hatta birini beğendim. Arada hatırlatma gereği duyuyor insan kendini. Biliyorum oda köpek gibi hala seviyor beni ama nasıl? Kardeşçe? Arkadaşça? Ne bileyim seviyor veya sevmiyor ama gerçek şu ki ben onu hala aklımdan çıkartamadım. Esiyor onun rüzgarı uzaklardan gelip çarpıyor yüzüme. Bir nebze de olsa hala ümit taşıyorum içimde. İnsan bu gönül işlerinde çok mantıksız hareket ediyor. Zaten arada mantıktan da eser kalmıyor ki. Uçurum bile demek zor bizim aradaki mesafemize. Hangi kelime tam olarak taşıyabilir di ya da tarifi varmıydı? Bence yoktu. Kendime göre anlamlar yüklüyorum tabi bu arada sadece yüklemek ile kalıyorum. Bir adım öteye geçmiyor bizim iş. O yaşça benden büyük olsun ne var ki; onun yaşı büyükse benim de kalbim büyük. Ben onu tüm içtenliğim ile seviyorum.. Ama ya O? O da bu sorumluluğu alabilirmi ki? O da elini taşın altına koyar mı? Bence koymaz, eğer onu tanıdıysam buna cesaret edemez. Kendine güveni yok! Tamam kabul işinde başarılı belki, kendine bir düzen kurmuş olabilir ama bu başarıları onun gönül işlerinde haklılığını göstermez ki. Aahhhah ahhhh hep mi yanlış frekansa sinyal gönderiyorum acaba ben? Çekim gücüm mü hep bu korkakları çekiyor anlamış değilim. Zaten şu aralar sıkılmıştım da. Bir evete bakar benim tümden hayatımı düzene sokmam. Onun için bir çok şeyi de göze almaya razıyım. Ama tam anlamı ile tanımadan da böyle bir şeye kalkışmak pek akıl kârı değil hani. Düşünsene ben burda kurulu olan düzenimi onun için bozdum. Kalktım geldim İstambul'a, bir iki ay, bilemedin 1 yıl... Herşey güzel gidiyor ve günün birin de fikir ayrılığına düşüyorsun, yavaştan önce eğlence anlayışı, sonralarda yemek... Uyku düzeni vb. Vs vs derken ayrılık vakti gelmiş!!! Ne yapardım o zaman ben? Burdayken bile o çok uzaklarda olmasına karşın bile ben bu hale geliyorum tam da bulmuşken sevgiyi, saygıyı kaybetmeyi nasıl yediririm kendime? Toparlardım kendimi ama bu ne kadar zaman alırdı kim bilir? Parça parça olmuş yüreğimin her parçasını bırakırdım bir yerlerde.. Kim bilir? Hala aklıma geldikçe yaşadıklarımız, gittiğimiz mekanlar, dinlediğimiz müzik... Bunları aklıma getirince de kafayı yiyecek gibi oluyorum. Kolay olurmuydu? Şimdi şehrin adı bile korkutucu geliyordu bana. Ya gittiğim de karşılaşırsak? Hiç ummadığım bir yerde ya karşıma/ karşısına çıkarsam.. Tutmam imkansız kendimi. Seviyorum çünkü! Dünya küçük! Eski bir sevgilim ile istanbul da bar kapısında karşılaştığımızı da hatırlarım ben. Yine bununla da kesin öyle olur! Aklıma gelen başıma da gelir benim. Şansızlık benimki. Sen tut koca İstanbul'da benim gittiğim bara gel! Nerden buldun ki o gece o bara gelmeyi nereden akıl ettin?
Cumartesi gecesiydi! Saat bilmem kaç olmuş.. Alkol almamıştım o gece! Bir gece öncesi aldığım alkol ile ( şükür ki istanbul da bardayız. Burda olsak fena olmuştu sonu) öyle bir sapıtmışım ki en anlamlı tabiri ile beni burdan yakından tanıyan biri görse tanımazdı! Yakıştıramazdı o yaptıklarımı bana... Ama eski sevgili tanıdı işte, onunla da barda çok içmişliğim vardır. Hatta bir keresinde öyle alkolik olmuştum ki! Evinin banyosunda klozet ile sarılıp uyumuştum! Gece bir uyandım amanın beyaz bir cisim! Sonra dank etti kafaya toparladım kafayı, nerede olduğumun farkına vardım. Varmaz olaydım! Kendimden iğrendim resmen! Zaten bu sonun da böyle olacağı belliydi. Bardan sonra çorbacıya gitmiştik! Yanlış hatırlamıyorsam 3 kişiydik. Biri ben, biri eski sevgilim diğeri kimdi ve sonra ona ne oldu. İşkembeleri söyledik, üst kata çıktık. Balkon tarafına ben oturdum. Ama öyle bir haldeyim ki.. Çıkardım çıkaracağım. Midem çifte Telli oynuyordu resmen. Neyse ki orada bir rezillik olmadı. Doğru eve, evde olan rezillik hallerim yetmişti zaten. O neden beni kaldırıp yatağa getirmemişti ki? Allahım hala aklıma geldikçe hem gülüyorum hem de utanıyorum! Ne derler bilirsiniz! O son bardağı içmeyecektim. Düzelteyim ben onu; O'nu geldiğinde bana geri döndüğünde affetmemeliydim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder