15 Aralık 2012 Cumartesi

Sadece biraz huzur...

Evet belki çılgınlık yaptığım, belki şımarıklık... Ama abi sonunda istanbul var. Hem ne var iki hafta üst üste istanbula gittiysem? Ne var ki bunda.. Neyin yargılaması bunlar? Seviyorum bu deli halimi.. Hiçte şikayetçi değilim..aslında olaylarımın altında da bir gerçek yatıyor; yatıyor ki çok fena birgün başıma bu salaklığım yüzünden bir bok gelecek ama amannn çokta tın. Su testisi su yolunda kırılır..
Neyse; iki hafta üst üste gittim demiştim. Tam artık akşam üstü; böyle feribot saatlerini falan bekliyorum açtım o mağlum siteyi; resmen av arıyorum kendime.. Belki 50 kişi ile yazıştık! Hatta Twitter da hiç ummadığım insanlar bile çıktı karşıma. Keşke çıkmasaydı yemin ederim onu geçtim, kendime olan saygımı yitirdim görünce. Ne bileyim hiçte renk vermiyordu ama oydu işte. Neyse; aranırken yok bu olmaz bu olmaz bu olmaz derken.. Hoppppp piyango! Zaten ben onu favorilerime almıştım. Salak ne olurdu o feribota binmeden dönseydin bana? Ah iki hafta üst üste istanbula gelmeme neden olmazdın hem. Deniz koyusu mavi gözlere sahipti benim ki..
  Oltama takılan neyse bu dayanamadı yaz yaz nereye kadar? Güven de önemli tabi ses duymak lazım. Konuşuyoruz ama ben bir şey anlamıyorum o da anlamadı muhtemelen çünkü feribotta öyle bir ses varki.. Duymam anlamam imkansız onu.. Boyna küfür sallıyorum hadi sus yeter falan bir yandan da böyle aptal aptal sırıtmalar.. Kendime güven geldi desem yalan olmaz. Binevi kalktı yani popom.. Ego desen hic sorma zaten.. Neyse geldim o yorucu yolculuktan sonra eve. Ben gayet rahat.. Oda öyleydi.. Hava da can sıkıntısı yapacak cinsten.dur dedim Suna mesaj atayım. Bakalım dönecek mi? Dondü tabi ki.. İmkansiz dönmemesi, salak galiba ses tonuma falan vuruldu. Yoksa İstanbul evladı. Benim gibileri ile karşılaşmaması imkansız orda. Biz bir daldık muhabbete, artık alışkanlık haline falan geldi zaten. Her gece her gece.. Saatlerce. Arama olsa yine iyi.. Görüntülü arama yapıyoruz bir de..
Artık hafta sonuna doğru yaklaşıyoruz, annem teyzemler ile izmire gidecek. Bak işte evren bana nasıl torpil geçiyor? Bak işte herşey nasıl da yolunda gidiyor. Bende yine bir esinti, istanbul tabiki.. Tabi bir sorun var bunu evdekilere nasıl söylerim.
  Tamam annem yok ama üvey evlatta değilim sonuçta. Hem sormazlar mı? Ne diye gidiyorsun? Neyse kim takar ki zaten.. Takmadım tabi o sorulara falan. İnadım inat birisiyim. Birde işin sonunda deniz gözlüm olunca. Geldi Perşembe günü. Gece evdekim annem yok. Dedim kalk! Yarın cuma Cumartesi sabahı çıkar evden, taaa pazar gecesi dönerim onun için işlerini tamamla. Zaten bir yandan da kör kütük nasıl hastayım. Ölüyorum resmen ama yine takmıyorum. Bir poşet ilaç. Yetmedi iğne.. Biraz iyiyim ama durduk yerde beni ter basıyor.
Cuma gecesi de tüm evi topladım sildim süpürdüm. Bittim geberdim yani. Yetmedi birde üzerine yine görüntülü konuşma! Yat oğlum yat! Geberiyorum ama kimin umrunda.. Sabah cenaze şeklinde sabahın 07:00 ında kalkış.. Heyecan desen yine full. Hemen apar topar kendime geldim. Açtım yine Demet ten bir parça, iki tost koyü bir kahve yaptım kendime.. Yedim hemen ardından sıcak bir duş.. Tamam. Afyon'um patladı hazırlanmaya başladım. Çıktım evden bindim otobüse ilk önce büro, bürodan direk terminal ve bingo... İstanbul da aldım soluğu.. Bakmayın kısa geçiyorum. 7 saat falan sürdü. Bu gerzekte hala bürodan çıkmamış beni bekliyor. Mecidiköy de buluşacağız sözde. Göt beni ayağına bekliyor sanki karış karış biliyorum istanbulu.. Yanlış hatırlamıyorsam saat 21:00 sularında ordaydım. Telefonla birbirimizi bulmaya çalışırken karşı kaldırımda gördüm.. O işte tam karşım da.. Sarıldık, öpüştük falan.. Karnın açmı diye sordu.. Aç tabi lale aç.. Bunca saat yol çekmişim..gebermişim zaten.. Anlamıyor herhalde sadece onun için geldiysem.. Bır hamburgercıde oturduk bırseyler yedik.. Sonra Acıbadem e gidecegız tabi sonradan semtin adını öğrendim foursquare sağ olsun. Gittiğimiz ev öğrenci evinden beter, pis.. Kokuyor normalde hayatta durmam ama gecenin bir yarısı ve nereye gideceğim? Zaten hastayım zaten köpek gibi ter boşalıyor.. Hiç anlayış yok? Nasıl duş alacağım? Neyse biz bununla sabaha kadar sürmese de mercimeği verdik fırına.. Sabah actım gözleri saat 7:30 gibi uykum ağır demişti bu bana.. Uyumasın kalksın ben rahatsızlık duydum çünkü. Hemen biraz daha oynaştık falan sonra duşa girdim girmek zorundaydım çünkü kafam yerine gelmeyecekti! Hemen ardımdan o da duşa girdi ve Kadıköy'e indik kahvaltı yapmaya.. Güzelce kahvaltı yaptık bır kac mağaza gezdikbu anlatıyor anlatıyor .. Sikleyen yok manzaraya dalıp gitmişim.. Sonra klasik Starbucks, biraz sahil bır kac kıtap aldım sonra karşıya geçtik.. Bu da anlatıyor bana durmadan burası şurası.. Şunlar bunlar falan diye bilmiyor ki ben anasının diniyim, bilmiyor ki kaçın kurasıyım.. Anlatma canım anlatma ben adım gibi biliyorum o kuleleri.. O semtleri... Nefesini tüketme.. Sonu kötü bitti bu ilişkin de. Ben buna yazmayınca kendince kurmuş kafasında.. Fena şeyler söyledi yer cücesi. Sonrasın da zaten bitti.. Gerek yoktu heyecan kalmadı, tek gecelik demekki bunun da ömrü., 3 haftaymış bunun da kullanım ömrü.. Ne bileyim okumayı unutmuşum son kullanma tarihini..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder