16 Aralık 2012 Pazar
gecenin sonu nasıl bittiyse sabahı da öyle mi başlıyor?
Evet zar zor uyandım bu sabah... O yatak nasıl beni bağlamıştı kendine öyle? Bırakma beni dercesine haykırıyordu resmen. Zaten kac gecedir yine eskisi gibi geç giriyordum yatağa! Sabah'ta erken kalkıyordum. Bu uykusuzluk bende öyle bir hal aldı ki! Hastalıktan öte bir isim bulmuştu benim bedende.seviyordu da beni kerata. Buda hiç şüphesiz dostumdu benim. Ben bırakmaya kalksam da bunu; o beni bırakmazdı. Bırakmıyorda.. Yalnız kaldığım için geceleri seviyordum da aslında. Uykusuz da kalsam ertesi güne bomba gibi oluyordum ben. Yoktu öyle sabah bende uyanamama sorunu! Tek sorun eğer hava çok soğuksa ve yatakta o sabah hiç olmadığı kadar rahat ise.. Uyanık olsam bile çıkmak istemezdim yataktan. Ama yataktan çıkana kadar sorunlu. Zaten küçükken de öyleydi bizim evin kuralı! Sen bir tuvalete git, mutfağa gıt bırşeyler atıştırmak için annem hemen yatağı toplardı. Uyku falan da dağılırdı zaten. Sen de mecbursun; keyfin kaçmış bir kere.. Mecbur ayaktasın! Benim bir günüm bir günüme tutmazdı. Hatta ne günü saati bile. Bazen sevinç dolu olurdum. Ağzım kulaklarım da.. Pek iyimser pek iyimser. Ama bazen de öyle bir hal alırdım ki boş yere.. Sanarsın batmış! İflas etmiş.. Biriyim. Yaşamak için sebep yokmuş gibi olurdum. Hiç sevmezdim bu durumu. Zaten içimde acılar var. Bırde böyle olunca vuruyorum kendimi sigaraya, şarkılara... Sormayın sonra beni! Durumlar fena.. Kim gelse çözemez o haldeyken beni. İçime kapanır da kapanırdım. Tuhaf tuhaf şeyler hayal ederdim. Gecenin bir yarısı çıkar tek başıma dolaşırdım. Oturur ayırırdım bedenim ile ruhumu gecenin derinliklerinde... Sonra uzun uzun düşünür... Ses etmeden gelir girer yatardım. Sonra sabah kaldığı yerden devam hayata...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder