sebepsiz ama bir o kadar da benim için özel. Belli belirsiz yaşanmış nice acı tatlı hatıralara şahit. Bilinmezliklere nice elvedalara, nice gözyaşına nice umutsuz düşüncelere gebe.. Herşeye rağmen benim ile. Bilmiyorum, bugün günlerden pazar. Sabah rutin işler güçler, yine sıkılmak had safha da! Ev işleri var zaten,az önce içtiğim kahvenin tadı hala damağım da! Hani derler ya, bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır diye! Onun gibi birşey. Neyse konuyu da dağıtmayalım. Sol köşede bakıyorum da 35 not ibaresi var. Hayırdır? Ne ara o kadar ben bu cihaz da yazdım? Ne ara ben buraya bu kadar karalama birşeyler yaptım? Eskiden daha mı güzeldi sanki ne? Güzel kalemler güzel olan yazım kalabalığım ve kafamda beynimi yiyip bitiren kemiren binlerce düşünce varken daha mı iyidi ne? Keşke zaman geriye aksa. Hiç olmasak biz de mesela? Veya hayatımıza giren insanların bizim yaşam rolümüzde ki değerini görebilsek ve buna göre davranış sergilesek? Yok gerçekten bazı soruların cevabı, kafamda bir türlü netleşmiyor. Gitmem diyenler de gitti zaten, neden bu kadar kalabalık içinde yalnız kaldım ben? Ve neden bu kadar yine bu mevsimde dağıldı hayatım? Tutamıyorum senden geriye kalan sitemi içimde! Öfkemi desem? Yoksa pişmanlık mı? Ne yani ... İçimde senden kalan parçaların adı ne? Anlatsam anlamazsın, konuşsam duymak istemezsin. Söyle amaç ne? Dağıtmak yıkmak... Bırakıp gitmek demiyorum sana.. Zaten yapabildiğin en iyi şey bu, yıllar geçse de ben senin her halini unutsam bile bu halin hep gözümün önüne gelecek ve ben seni hep böyle hatırlayacağım. Dün gece den biraz bahsedeyim sana.. Sezen Aksu vardı tv de. Büyük usta. Oturdum izledim, izledim de hep sen geldin aklıma.. Söylediği şarkılar daha bir farklı geldi bu defa.. Gözümden süzülün damlalar daha derine en bilinmeze işledi bu defa.. Sonra program bitti.. Zaten dağılmış olan yüreğime o saaten sonra herşey dokunabilirdi.Birde çıktım sonra dışarı gecenin bilmem saat kaçı? Zifir karanlık ve boş sokaklar! Avaz avaz şarkı söylemek istedi kalbim. Bağırmak istedi seni! Yaktım bir sigara.. Ah dedim kendime neydin ne oldun? Nereden nereye gidiyorsun diye sordum kendime.. Yarım saat kadar durdu sanki dünya.. Ne uyumak unutturabilirdi seni? Ne de kendime zarar vermek! Zaten öyle bir şey yaparsam büyük bir aptalık olur kanımca. Çünkü biliyorum kimse vazgeçilmez değil. En olmazsa yaşayamam dediklerimiz bile zamanda vedalar ile çıktı karşımıza. Eski bir hatıraya sığdırdığımız nice güzel insanlar da olmadı mı? Ben bile yaptım.. Bazıları hak etti, bazıları ise gitmeyi tercih etti... Bilmiyorum belkide en iyisi buydu..
"Büyük yürekli küçük adam" .... Son günlerde beni en avutan söz dizesi.. Sosyal Medya'dan hiç tanımadığım hiç bilmediğim birinin bana olan yaklaşımı bu..seviyorum bu yaklaşımı. Belki de bu aralar en ihtiyacım olan avutma şekli. Her zaman biraz huzur en büyük arzum. Yeni bir şehir yeni bir yaşam kısacası yeni bir sayfaya her zaman ihtiyacım var. Hep içimde kalıyor en sonsuz uçurumlar. Bir kaç defa denemedim değil tabi ki.. Bilen bilir tanıyan çok iyi tanır! Hep buralardan gitme isteği var içimde. Ve sonu tabi hüsran! Kendini bilmek tanımakta güzel ama.. Geçen sene üç ayda iki ayda bir hep İzmir'e giderdim! Alsancak tarafına. Hiç unutmam bir keresinde şans öyle bir yüzüme gülmüştü ki... Doğum tarihime denk gelmişti randevum. Acayip bir mutluluk sarmıştı beni. Hala hep içimde yaşatıyorum o güzel İzmir'i. İnsanın bence hayatında bir kere gitmesi gerek oraya..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder