Nihayetin de öyle ya da böyle geçti ortaokul yılları da. Nihayet lise ye başlayacaktım. İşte yine seçim zamanı! İyi ya da kötü! Güzel ya da çirkin.. İllaki bir seçim yapacaktım ve bu geri kalan yaşamımı biçimlendirecekti. Ama nasıl? Büyük sorun o zamanlar buydu benim için. Sınavlar bir sürü izlenmesi gereken protokoller falan bunu da atlattık neyse ki. Sonuçlar açıklandı iyi bir puan aldım ama hangi okulu sececeğim? Neye göre? Beni iyi tanıyan ailem mi yardım edecekti bana? Acıyorum acaba onlara kim yardım etsin? Konu okul olunca bence en son kişi olarak görüyorum ailemi. Hala da öyle ya.. Yıllar geçse bile değişmedi bu düşünce bende. Abi'm lise den terk ti! Buyuk ablam zamanın da fen lisesini kazanmıştı ama babamın ölüm yılına denk geldiği için gidememişti! Böylelikle o da hayatın acı bir yüzünü küçük yaşta öğrenmiş oldu. Ah baba ahhh! Bak sen gittin kurtardın kendini ama ya geride kalanlar? Gitmek çözüm olsaydı her derde, kimse kalmazdı o zaman, kimse kötü gün dostu olmazdı
Küçük ablam da teyze oğlu yüzünden düz lise ye gitti! Teyze oğlu derken, söz de okumuş, görmüş geçirmiş dersin! Eğer sağlık meslek lisesine gidersen beni unut diye tembihlemişti bir kere. O da eli mahkum o liseye gitti. Sıra bana geldi, ben ise bir kaç okul yazdıktan sonra birde Bursa tarım meslek lisesi gıda mühendisliği bölümünü de yazdım şans buya kabul edildim. Atladık otobüse doğru liseye! Güzel bir yerdeydi okul. Kocaman bir bahçesi vardı! Eski tarihi bir binaydı! Üstüne üstlük bu okul lojman imkanı da sağlıyordu! Ancak durum o kadar içler açıcı değildi. Okul müdürünün o iki dudağından akan giden cümleler yıkıp gitmişti beni. Sonuçta hep bir gelecek kaygısı taşıyor insan. Bu düşünceme de tuz biber ekmeye yetti zaten. Yalnız söyleyeyim devlet iş imkanı sağlamıyor, özel sektörde de iş bulman zor. Ona göre seçim yap! Neyse bana kim ne derse desin sıcak gelmişti bu fikir! Evden uzaklaşma fikri kimin için iyi olmazdı ki? Belki yaşım gereği bu fikir beni benden almıştı, belki de gercekten sıkılmıştım çevremden, olan bitenden. Sonra nereden estiyse o deli rüzgar turizm istedim! Evet evet turizm otelcilik lisesi.. O okulda gayet benim için uygundu! Çünkü yaz aylarında staj zorunluluğu vardı okula bir ay geç başlayıp bir ay da erken bitiriyorduk. Amma velakin bu staj işi de hemen olmuyordu, önce bir yıl hazırlık aşamasını geçmen gerekiyor hafta da bilmem kaç saat İngilizce görmen gerekiyor ve herşeyi geçtim çatır çatır da İngilizce gramer bilgisine sahip olman gerekiyor. Nerdeeee.... Ben ki ödevlerini son güne bırakmayı alışkanlık haline getiren, ben ki sınavlara bile son 2 gün kala çalışan ben... İngilizcemi? Zaten matematiği de hiç sevmedim ki ben.. O yılı hiç zorlanmadan geçmiştim. Şimdi sıra lise bir deydi ve yavaş yavaş o staj işi içinde içimiz de ümitler yeşermeye başlamıştı...ve nihayet okulun son günlerini yaşamay başladık! Evet bitmişti işte.. Şimdi yazın gelsin bodrum Antalya geceleri, vur patlasın çal oynasın eğlence... Veda gecesi geldi, evde bir ağlamalar, uğurlamaya gelmeler.. Bilindiği üzere klasik uğurlama.. Bende ağlıyorum ama! Zaten eve düşkün duygusal bir yapım var. Daha da çocuk sayılacak yaştayım. Kolay değil yani. Ama yolun sonu Bodrum.., biz Bordum - Antalya olarak iki gruba ayrıldık. Tam zaten bizim tayfa. Hepsi sıkıcı tipler değil. Otobüste alkol de aldık, sigaraları da telledik! Sabah artık otellerimize dağılıyoruz. Yavaş yavaş eksiliyoruz. Hava da nasıl sıcak ama.. Ter sucuk! İndik otele. Eşyalarımızı falan bıraktık, zaten o pansiyonu gördüğüm de benim orada kalma şansım sıfırdı. Rezillik! Küçük banyodan biraz daha büyük odada, 7- 8 kişi kalıyoruz. Üstüne üstün yetmezmiş gibi hiç biri tek arkadaşım hariç, hepsi yabancı. TÜRK ama yerini- yönünü bilmediğim şehirlerden ve ayrıca bunlar bizden yaşça büyük. Yok efendim kafaya koydum kalamam ben burda. Bir yolunu bulup sıyrılmalı burdan ama terminal nerede? Oraya nasıl gidilir hiç bir fikre sahip değilim o konuda. Otele geçtik öğle yemeği yiyeceğiz güya. Nah orta parmağım kadar bamya! O nasıl bamba gözünü seveyim! Hormonlasan büyümez o kadar. Zaten bamya da sevmem ki ben. Zaten orası da kendi evim değil. Seçme şansım ok.. Ah anne ah evim özledim sizi. Yavan ekmek ile karnımı doyurdum o gün. Daha fazla yemek muhabbeti yapıp sizin midenizi kaldırmayayım! Ama inanın izmir den sonrasına yaşamak için gidin, öyle staj, okul falan hak getire.. Neyse yemek yedikten sonra görev dağılımı falan yaptılar bize. Ben bir sonra ki gün başlayacaktım işe. Ah dedim fırsat bu fırsat fırla... Hemen lojmana döndüm teli biraz şarj ettim, elimi yüzümü yıkadım biraz dinlendikten sonra kapattım kapıyı çıktım lojmandan. Bir daha açmamak üzere.... Hala biraz alay konusu olurum bu konuda. Hemen döndüm diye. Sabretmedim diye! Sabretsem ne olacak ki.. Sanki trilyon kazanıp, bodrum gibi yerde ayrı eve çıkıcam.. Yaptığıma hiçte pişman olmadım. Hayat benim hayatım zevk benim. Kime ne...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder